Kalp Damar Hastalıklarında Beslenme – Op. Dr. Vedat Bayer Vegan Sağlık mülakatı

04 Mar 2018 no comments Kevser Başkara

Her çarşamba 14.00’da 94.9 FM Açık Radyo’da hazırlayıp sunduğum Vegan Sağlık Programı’nda geçen hafta konuğum Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Vedat Bayer ile “Kalp damar hastalıklarında beslenme”yi konuştuk.

K.B. Merhabalar, bugün kalp damar hastalıklarında beslenmeyi konuşacağız. Konuklarım Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Vedat Bayer ve hastası Talip Bey, hoş geldiniz.

V.B. Hoş bulduk.

K.B. Kalp damar hastalıklarının tedavisinde beslenmeyle ilgili kafaları karıştıran şeyler var, kalp damar hastalıklarından korunmak için temelde ne yapmak gerekiyor. İlaç mı kullanmamız gerekiyor yoksa yaşam tarzı değişikliği mi yapmamız gerekiyor?

 

“Hastalık noktasına gelmeden önce nasıl bir yaşam çizgisi çizmeliyiz, bu konuda bir farkındalık yaratmak gerekiyor.

 

V.B. Her şeyden önce yaşam tarzının ne olduğuna dikkat etmek gerekiyor. İlaçlar, oluşmuş bir olguyu geriye çekmek için kullanılan kimyasal ajanlardır. Tabi, kimyasal ajanlara ihtiyaç duyduğumuzda artık hastalık noktasına gelmiş sayılıyoruz. Dolayısıyla bizler hastalık noktasına gelmeden önce nasıl bir yaşam çizgisi çizmeliyiz, bu konuda bir farkındalık yaratmak gerekiyor.

 

K.B. Bu farkındalığı nasıl yaratacağız? Genelde hastalar ve insanlar farklı öneriler duyuyor. Bu önerileri siz nasıl değerlendiriyorsunuz, hastalarınızda neleri uyguluyorsunuz?

“Kişiye genel beslenme önerileri vermek doğru olmayabilir, öneriler kişisel olmalıdır.”

 

V.B. Dünya Sağlık Örgütü’nün kabul etmiş olduğu bir takım normlar var, bir insanın kanındaki biyokimyasal değerlerinin, vücudunun diğer organlarındaki örneğin beyindeki, kastaki, kemikteki biyokimyasal değerlerin normal sınırlarda olması gerekir. Bu değerler normal sınırlarda olduğu sürece, bir kişi mutat olan düz bir çizgide beslenme tarzına uyması diye bir şey söz konusu değil. Bazı insanın yağı yüksek o zaman yağsız, şekersiz ve proteini düşük yemesi gerekir. Bazı insanın bazı değerleri düşüktür. O zaman vitamin takviyesi alması gerekir. Örneğin B12 vitamini düşük bir insanın B12 takviyesi alması gerekir. “Bu eksiklikleri besinlerle, doğal yollarla karşılamak gerekir”deniliyor. Biz üniversitede bile şunu öğrendik: “B12 ve folik asitin düşükse mutlaka et yemen gerekir.” Bunlar kitaplarda geçen cümlelerdir. Fakat, bu eti verirken hastanın yüksek kolesterolü var mı diye sormuyoruz. Bunu sormak gerekiyor. Kaş yapalım derken göz çıkarmamamız gerekir, hasta var doktor var. Hastanın o masada tedavi edilmesi söz konusu olmalı. Yoksa genel bir konuşma tarzı ile mesela “Haftada şu kadar bu gıdayı yiyin, bu kadar bu gıdayı yiyin.” denildiği zaman insanlar bunu yanlış algılayabiliyorlar. O zaman B12’si yüksek olan da gidiyor B12’li bir şey yiyor, kolesterolü yüksek olan da hayvansal gıda yiyor veya kolesterolünü yükseltecek bitkisel bazı yağlardan almaya çalışıyor. O halde biyokimyasal değerler olarak masada tahlillere bakılır. Bir hastanın o tahlillerine göre diyet uygulaması yapılmalıdır.

K.B. Yani, herkese az yağlı vegan beslen, günde şu kadar protein al diyemeyiz. Siz zaten bunu önceden de söylemiştiniz. Biz beraber çalışırken, hasta var doktor var. Bu şekilde yaklaşmak gerekiyor. Mesela kişinin kalp damar hastalığının yanında şeker hastalığı, yüksek tansiyonu da olabiliyor. Meyveler konusunda kişinin durumuna göre değerlendiriyoruz. Sizinle bir eğitime hazırlanırken Dünya Sağlık Örgütü’nün önlenebilir hastalıklar verilerine göre kalp damar hastalıklarının yüzdesi %42.6 dediğimde, siz de “Hayır, aslında %42.6 değil %80.” demiştiniz. Bu kadar fazla mı? Siz bu güne kadar binlerce kalp damar hastası gördünüz. Bu oranlar gerçekten bu kadar acı verici mi?

“Yüksek tansiyon, kalp damar hastalıklarına zemin hazırlayan bir ögedir. Yüksek tansiyondan korunmak için doğru vegan beslenme önem kazanıyor.”

 

V.B. Örneğin bir nüfus sayımı yapılıyor, 81 milyon nüfusumuz var deniliyor, hayır aslında 100 milyon nüfusumuz var, sayılmayan insanlar var. Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirilen rakamlar %40’lardaysa bildirilmeyen hasta grupları da işin içine katılırsa bizim pratikte gördüğümüz 100 hastanın 75-80’inde kalp damar hastalıkları, kan yağları yüksekliği, yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması, hiperlipidemi görülüyor. Dolayısıyla, kayıtlı hastalara baktığımızda bu oranlar bahsettiğim kadar yüksek. Diğer yandan sınıflama yapmamız gerekirse, birinci sınıftaki hasta grubu kan yağları yeni yeni yükselmiş, yaşı 25 civarı, genetik faktörü olan insanların ancak çok küçük yaşlarda kan yağları yüksekliğinden ötürü hastalık ortaya çıkıyor. Ama genetik hastalık yoksa kişi doğduğu günden bu yana sinsi bir şekilde kan yağları yükselerek insanlarda 30, 40, 50 yaşlarında geri dönüşü olmayan tansiyon vakaları görülüyor. Yüksek tansiyon, kalp damar hastalıklarına zemin hazırlayan bir ögedir. Dolayısıyla hipertansiyondan geri dönme çabalarında biz ancak o zaman bitkisel beslenmeye doğru yönelmeye başlıyoruz. Ancak o zaman iş işten geçmiş oluyor.

K.B. Peki vegan beslenmeye geçtikten ne zaman sonra değerlerde düzelme görülüyor?

Şimdiye kadar binlerce hasta muayene ettim, vegan beslenmeye geçiş aşamasında zorluk yaşasalar da 5-6 ay sonra tansiyonları düzeliyor, tansiyon ilaçları azalıyor, şeker ilaçları azalıyor, kilolarını veriyorlar, performansları artıyor, nefesleri rahatlıyor, teşekkür ediyorlar, ‘Hocam, Allah sizden razı olsun.’ diyorlar. Hastanın bu beslenme şeklinde tek görmüş olduğu zarar keyfi oluyor.”

 

 

V.B. Benim hastalarımın hepsinde düzelme görülüyor. Kayıtlı çalışan bir hekimim ben, %100’e yakını… Çok zor bir diyet türü gerçi vegan beslenme, farkındalıklı olarak bu diyete alışması gerekir insanların. İnsanlar ilk 3-5 ay baya zorlanıyorlar haklı olarak. Bugüne kadar alışmış oldukları masa terbiyesini değiştirmek çok zor oluyor, hatta psikozlara, depresyona giren insanlar bile oluyor. Fakat, 5-6 ay sonra “Allah razı olsun Hocam.” diye geliyorlar. Ben buradan şunu anlıyorum, etki tepki, ben hastamı vegan beslenmeye çektiğim zaman, tansiyonu düzeliyor, tansiyon ilaçları azalıyor, şeker ilaçları azalıyor, kilosunu veriyor, performansı artıyor, nefesi rahatlıyor, sonra bana teşekkür ediyor, tek görmüş olduğu zarar keyif. Masa keyfi elinden alınıyor, o sucuklu yumurtayı yiyemiyor sabah tabii ki.

 

K.B. Bu vegan beslenmeye geçiş ve sağlıklı bir şekilde devam ettirme, aslında multisipliner çalışma gerektiren bir durum. Burada sadece doktorlar değil de diyetisyenler, şefler çok güzel çalışmalar ortaya koyabilir. Mesela ben, “Tereyağı yiyemeyecek miyiz Hocam?” diye soranlara vegan tereyağı tarifi veriyorum, tadı hemen hemen aynı, vegan mayonez gibi pratik, herkesin işine yarayacak tarifler anlatıyorum. Tabi ben şef değilim, ama buradan şeflerimize duyuru yapmış olalım, şeflerimiz ve mutfaklarda çalışma hayatını geçirenler, lütfen bu alana yönelin. Bu alanda sizlere çok ihtiyaç var, biz yetemiyoruz. Aslında her şeyin vegan muadili var, kebap, peynir, yoğurt, süt yapılıyor. Bunları bildikten sonra vegan beslenme inanılmaz keyif de veriyor. Bu durum, kişinin biraz daha donanımlı olmasına da bağlı. En baştan ben bunlardan zaten keyif almayacağım dediği zaman olmuyor. Bir de bize kitaplarda, size de tıp fakültesinde öğretmişlerdir, kalp damarlarındaki plaklar asla gerileyemez, tek yolu damar genişleticiler, Beloc tarzı ilaçlar, stent veya balon, sadece bu şekilde açılır diye öğretiliyor. Burada bitkisel beslenme sizin gördüğünüz hastalarda yüzde kaç başarılı?

 

“Hayvansal gıdalar, işlenmiş gıdalardır, zararlıdır. Hayvanın karaciğerinde işlenirler. Ürik asit bu işlenmenin sonucunda oluşur, çeşitli hastalıklara yol açar. Oysa, bütünsel bitkisel beslenme, hiç hastalığa sahip olmayan bir kişide hastalığa yakalanmayı genetik faktörleri dışarıya atarsak %95 oranında başarılı bir şekilde engelliyor.”

V.B. Bitkisel beslenme, hiç hastalığa sahip olmayan bir kişide hastalığa yakalanmayı genetik faktörleri dışarıya atarsak %95 oranında başarılı bir şekilde engelliyor. Kalp damar hastalıkları, ateroskleroz dediğimiz yüksek tansiyona ve hiperlipidemiye yol açan hastalıklar grubunda bitkisel beslenme, ki ben 30 yıldır vejetaryen 15 yıldır da vegan bir kişiyim, kalp damar cerrahıyım üstelik, ağır bir iş yapıyorum, stresli ve performansı yüksek bir iş yapıyoruz, dolayısıyla hep ben kendimi bir vaka olarak kabul ediyorum, bugün ben hep böyle besleniyorsam, şimdiye kadar da hastalığımın olmadığını da göz önüne alırsak, şimdiye kadar Allah’a şükür bir hastalığım olmadı, bunu vegan beslenmeye mi borçluyum, diye düşünüyorum. Bunu da kan tahlillerimi yaptırdığım zaman gözlemliyorum: Benim folik asitim, B12’im düşmüyor, çünkü bütünsel bitkisel besleniyorum. Bu da önemli, bir kişi hayvansal gıdalarla beslenmeyecekse, çünkü hayvansal gıdalar bir fabrikadır, hayvan yediği gıdayı kendi fabrikasında işliyor biz hayvanın işlenmiş fabrikasını yiyoruz. Dolayısıyla hayvanın eti bir işlenmiş gıda, işlenmiş gıda olması için illaki insanların yaptığı bir fabrikaya girmesine gerek yok. Hayvanın ağzından giren besin karaciğerinde işleniyor, onun hastalıklarını, LDL’sini yani kötü kolesterolünü biz alıyoruz, dolayısıyla bu hayvansal beslenmenin insanlara yapmış olduğu özellikle ürik asit yükselmesi, bu mesela vücutta ağrılar yapıyor, iltihaplanma yapıyor, haşimato (Zehirli guatr) gibi otoimmün hastalıkların artmasına neden oluyor. Yüksek tansiyon, böbrek taşı, safra kesesi taşları yapıyor. Yüksek derecede protein ile beslenen, hele ki spor olgusu yapan kişilere söylüyorum, benim birçok sportmen hastalarım var, ki bu yüksek derecede proteinle beslendiklerinden yüksek tansiyon ve böbrek taşları, kalp damar hastalıklarıyla geliyorlar. Onun için bence vücuda giren zararlı bir maddenin eliminasyonu, atılması, metabolize olması çok çok önemli. Bir yerde ne olduğunu anlamak için çöplüğe bakarsınız, burada şunlar şunlar yapılmış diye algılarsınız, bizim de çöplüklerimiz, yediğimiz gıdaların artıklarıdır, ürik asit bu maddelerin artıklarından biridir.

 

K.B. Ürik asit yüksekliğinin en önemli nedeni de hayvansal protein…

V.B. Hayvansal aminoasitleri aldığımız için ürik asit yükselmesi sonucu halk arasında Damla Hastalığı olarak bilinen Gut Hastalığı ortaya çıkar. Bu hastalığın en önemli nedeni hayvansal protein alımlarıdır.

K.B. Aslında, damarlardaki sorunlar sadece kalbi etkilemiyor, erkeklerde ereksiyon problemleri, kalp atışlarında düzensizlikler, gözde damar çatlamaları, bunlar aslında ciddi sorunlar. Şöyle de diyebiliriz, kötü beslendiğimizde, hayvansal yediğimizde damarlanmanın yani kanlanmanın yoğun olduğu her organda hasar görülebilir. Bu saydığımız durumları yaşayan insanların sorunun kaynağından haberi var mı, gerçi vegan beslenmeyle ilgili çalışan çok fazla uzman da yok Türkiye’de. Mesela kişide ereksiyon problemi var, bu problem acaba kişinin beslenme tarzından mı kaynaklanıyor diye soruluyor mu hastalara?

“Damarlardaki sorunlar sadece kalbi etkliemiyor. Yüksek tansiyon, gözlerde damar çatlamaları, ereksiyon problemleri, kalp atışlarında düzensizlikler gibi sorunlara da yol açıyor. Özetle, kanlanmanın yani damarlanmanın yoğun olduğu her organda hayvansal beslenme kaynaklı sorunlar ortaya çıkabiliyor. Erkeklerde ereksiyon sorunları da genellikle yüksek tansiyonla alakalıdır.”

 

V.B. Genellikle bu tür konular gizemli kalıyor, hem hasta kişi bu konuyu hekimine gitmiş olmasına rağmen gizemli tutuyor, hekim deşmedikten sonra bu konu hiç açılmıyor veya hekim bu konuyu özellikle sormuyor. Hastalığını tedavi edecek, hastanın performansını sormak mı kaldı gibi bir kenarda kalıyor o tür problemler. Bir erkekte ereksiyon problemi hipertansiyonla doğru orantılı, bir erkek 30-40 gibi erken yaşlarda yüksek tansiyona uğramışsa ereksiyon problemiyle karşı karşıya kalıyor. Neden, çünkü hipertansiyon vazospazm dediğimiz damarların büzüşmelerden dolayı kan akışkanlığının azalması dolayısıyla erektil organa gidecek kan hacminin daha sıkıntılı gitmesine neden oluyor. Hatta plaklar, aterosklerotik yağ plakları oluşmuşsa o bölgelerin damarlarının tıkanmasına bağlı ereksiyon problemlerinin ciddi bir şekilde ortaya çıkması, bu tür problemlerde de hipertansiyon ortaya çıkmışsa hipertansiyon ilaçlarının kullanılması da ikinci bir darbe oluşturuyor. Bunların yanında birtakım kimyasal ilaçlar, başta söylediğimiz gibi bu kimyasal ilaçlar da performansa üçüncü bir darbe oluşturuyor. Dolayısıyla bir kaos oluşuyor. Hasta geliyor bu sefer, “Hocam ben bu tansiyon ilaçlarını almayacağım sebebi bu, ben bu yağ ilacını almayacağım sebebi bu.” diyor. O zaman tansiyonla mı yaşayacaksın, kısır bir döngü oluluyor, hasta da ne yapacağını şaşırıyor, doktor da illa alacaksın diyor. Ben, her zaman şunu yapıyorum, tamam bu ilaçları alacaksın, ama bir yandan destek ürünleri var, omega 3, koenzim Q10 destekleri, birtakım immün sistemi güçlendiren destek ürünleri var. Bunlarla bir kombinasyon yaptığımız zaman hastanın şikayetleri gayet rahat bir şekilde düzeliyor.

 

“İlaçlarla %20-30 oranlarında düzelen kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı, doğru bitkisel beslenmeyi de kapsayan doğru yaşam alışkanlıkları ile %90 oranında iyileşme gösteriyor.”

 

 

K.B. Binlerce kişinin üzerinde yapılmış çalışmalarda ilaç alarak %20 civarında düzelen vakalar, düzenli fiziksel aktivite, düzenli beslenme, düzenli uykuyu da içeren yaşam tarzı değişikliği ile kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı %90 civarında iyileşme gösteriyor. Şimdi burada güzel bir canlı örnek var, Talip Bey, biraz hikayenizi anlatabilir misiniz? Hocamla çok yakın arkadaşsınız, ne tür sıkıntılar yaşadınız da Vedat Bey’e başvurdunuz, Hocam size ne önerdi ve sonrasında hayatınızda ne gibi değişiklikler gözlemlediniz?

 

V.B. Talip Bey benim çocukluk arkadaşımdır, babasını da 26 yıl önce baypas(bypass) ameliyatı yapmıştım. Hipertansiyon krizlerinden kurtulamıyordu, babasını vegan diyete çektik, şu anda çoğu tansiyon ilaçlarını çöpe attı ve kilosu bir manken kilosunda şu anda ve merdiven çıkıyor, performansı gayet iyi, 84 yaşında, bu arada Talip Bey’i de ben muayene ettim, yüksek tansiyon gibi şikayetleri ortaya çıkarken benden kaynaklı bir vegan diyete girişti. Söz kendisinin.

 

T.T. Vedat Hocam şüphelendi benden, şu tahlilleri yaptıracaksın Talip dedi, yaptırdık, yüksek tansiyon çıktı, boynumdaki ana damarda kireçlenme çıktı, çok yoruluyordum, sigara kullanmamama rağmen nefes nefese kalıyordum. Zaten kendisini takip ediyordum, yaptığı diyeti birebir uyguladım, boşuna o etleri sucukları yemişiz. Yeniden doğmuş gibiyim, herkese tavsiye ediyorum, alışsınlar, güzel yaşamak, yaşam kalitesini yükseltmek istiyorlarsa vegan beslenmeden başka bir şey yapmalarına gerek yok. Ben, veganı bilmiyordum, hocamdan öğrendim, birebir uyguluyorum bunu, bol baharatlı, bol sirkeli limonlu…

K.B. Zaten her şeye tadını veren sebzeler ve baharatlar, etlere bile tadını veren bu tür gıdalar.

 

T.T. Ekmek dahi yemiyorum artık, doyurucu bu şekilde. Her şeyim güzel, yani sıkıntım yok.

 

K.B. Şu anda nasıl hissediyorsunuz, kilo verdiniz mi mesela?

 

T.T. Verdik tabi, şöyle söyleyebilirim 25 yaşında delikanlı gibiyim. Herkese tavsiye ediyorum.

 

K.B. Önceden ilaç kullanıyor muydunuz peki?

 

T.T: Doktor söylemediği sürece hiç ilaç kullanmadım. Ama finalinde hocamla görüştüğüm için sürekli bana tahlilleri yaptırdıktan sonra sonuçlar dehşet çıktı, her şey çok yüksekti, durumum içler acısıydı, trigliseritler, kolesteroller tavandı. Uygula demedi Hocam, kendisini görüyordum, onu gördükçe birebir uyguladım. Yaşam tarzını bildiğim için aynısını yaptım. Babamda gördüm, babam yürüyemeyen bir insandı, 84 yaşında.

 

K.B. Bunu yaşayan bir örnek olarak, Hocam da hem yaşayan bir örnek hem de bir kap damar cerrahisi uzmanı olarak çok güzel şeyler anlatıyorsunuz. Hocam, şimdi, başka bir şeyi soracağım, kalp damar hastalıklarına neden olan şey işlenmiş şekerler mi yoksa doymuş yağlar mı?

 

V.B. Liseden herkes bileşik kapları bilir. Bunların üç dört tane su konulacak yeri vardır, aşağıdan da bu kaplar birleşir. Kabın bir tanesinden suyu koyarsanız, diğer kaplara dağılır. Aynı seviyeye gelir veya herkesin dolabında bir buzluk vardır. Buzluğun ayrı ayrı hanelerine su doldurmaz, tek bir haneye doldururuz. Bu sayede bütün buzluğun içine su yayılır. Buradaki gibi işte,şeker yerseniz yağa dönüşür.

 

K.B. Hangi şeker?

 

V.B. Şekerin işlenmişi de doğalı da yağa dönüşür. Yani kalori…Şekerin hepsi… Şeker yiyeceksek tabii ki işlenmemiş şeker yememiz lazım. İşlenmiş şekerdeki kalori dışında işlenme sırasında katılan kimyasalların da zararlarını alırız. İşlenmemiş, doğal meyve şekerleri en mükemmeli.

 

K.B. Bakliyat, sebze, meyve, tahıllarda doğal şekerler var.

 

“Kan yağları ve kolesteroller yüksekse doğal olan şekeri de zaltmak gerekiyor.”

 

V.B. Bakliyat grubunda şeker felaket derecede var. Toprak altı gıdalarda şeker çok yüksek oranda. Dolayısıyla meyvelerdeki şeker de yüksek. Yaradan şekeri bakliyata, hububata, meyvelere saklamış. En yüksek oranda buralarda var. Dolayısıyla biz şayet bir şeker alacaksak, bunu minimalize etmemiz gerekir. Hele ki kan yağlarımız yüksekse, kötü kolesterolümüz yüksekse…

 

K.B. Trigliseritler özellikle yüksekse…

 

V.B. Şekerin trigliserite dönüşüm penceresi daha yakındır. Kan yağları yüksekse şeker almak neyimize. Meyveyi de yemeyeceksin, toprak altı yumruları da hububatı, bakliyatı da yemeyeceksin. Ben hep şunu söylüyorum bir insan kan yağlarını, kan proteinini, kan şekerlerini normale çekebilirse, yürüyen bir insan, yatan veya yoğun bakımdaki insan değil, biz yoğun bakımdaki insanlara yeri geliyor yağ veriyoruz damardan, şeker ve protein veriyoruz. Onlar katabolizmaya girmiş insan grupları. Eğer bir insan katabolizmaya girmemişse, ayakta dolaşıyorsa, kesinlikle meyve ve toprak altı gıdaları, hayvansalları yememesi gerekiyor. Balık, et, et ürünleri, süt ve süt ürünlerinin hiçbirini yemeyecek. Toprak üstü sebzeleri yiyecek.

 

K.B. Konuşulacak konu çok, zamanımız kısıtlı. Hocamızla bizi takip edin, birkaç çalışma içine gireceğiz yakın zamanda, Talip Bey size de çok teşekkür ederim. Ayaklarınıza sağlık.

 

V.B. Biz de çok teşekkür ederiz, halkımızı aydınlatıcı farkındalıklı bir zaman ayırmamıza sebep olduğunuz için çok teşekkür ederiz.

 

K.B. Bu vesileyle bir dururumuzu da yapalım, haftaya konuğum Türkiye’nin ilk vegan festivali olan Didim Vegan Festivali’nin Başmimarı Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay. Didim Vegan Festivali iptal olmadı, iptal olsaydı benim haberim olurdu. Çünkü, ben organizatörlerden biriyim. Bunu da buradan duyurmuş olalım. Haftaya görüşmek üzere.

Program sonrası Op. Dr. Vedat Bayer ve Talip Tümer ile, Açık Radyo’da…

Programın tekrarını dinlemek için:

https://archive.org/details/VganSalkKalpDamarHastalklarndaBeslenme

Diğer Vegan Sağlık Programları için göz atmak isterseniz:

Evrimsel beslenme:

https://archive.org/details/VEGANSAGLIK25.10.2017

Veganlığın psikolojik yönleri, Konuk: Uzman Psikolog Zeynep Çarmıklı

https://archive.org/details/vegan_saglik_08.11.2017

1 Kasım Dünya Vegan Günü Özel Yayını:

https://archive.org/details/VEGANSAGLIK01.11.2017

Şeker hastalığı ve vegan beslenme, Konuk: Dahiliye ve Kardiyoloji Uzmanı Dr.Murat Kınıkoğlu

https://archive.org/details/Vegan_saglk_15.11.2017

Vegan beslenme ve spor, Konuk: Vegan Profesyonel Bisiklet Sporcusu Berk Okyay

https://archive.org/search.php?query=vegan%20sa%C4%9Fl%C4%B1k

Günlük vegan beslenme planı: 

https://archive.org/details/Vegan-saglik_20-12-2017_rec.22-11-2017

Çölyak hastalığı, Konuk: Glutensiz Hayat Derneği Başkanı Tülin Ünal:

https://archive.org/search.php?query=vegan%20sa%C4%9Fl%C4%B1k

Vegan beslenmede proteinler:

https://archive.org/details/Vegan-saglik_27-12-2017_rec.22-11-2017_201712

İlaç Kapitalizmi, Konuk: Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Suat Erus:

https://archive.org/search.php?query=vegan%20sa%C4%9Fl%C4%B1k

Vegan beslenmede demir:

https://archive.org/search.php?query=vegan%20sa%C4%9Fl%C4%B1k

Obezitenin ekonomik yükü, Konuk: Dr. Alp Sirman:

https://archive.org/details/vegan-saglik_24.01.2018

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolları :

https://archive.org/details/Vegan-saglik_31-01-2018_rec.04-01-2017

İklim krizi ve vegan beslenme: 

https://archive.org/details/VeganSalkklimKriziVeBitkiselBeslenme07.02.2018

B12 vitamini: 

https://archive.org/search.php?query=vegan%20sa%C4%9Fl%C4%B1k

Çocuklarda vegan beslenme, Konuk: Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgün Başaran Kaya:

https://archive.org/search.php?query=vegan%20sa%C4%9Fl%C4%B1k

GDO Meselesi:

https://archive.org/search.php?query=vegan%20sa%C4%9Fl%C4%B1k

Vegitisyen anlatımıyla Vegan Antakya Mezeleri atölyesi

27 Feb 2018 no comments Kevser Başkara

Vegan beslenme deyince akla yurtdışı menşeili ürünler ve yemekler geliyor, aslında memleketimiz yemekleriyle, doğal ürünleriyle bir vegan beslenme cenneti. Özellikle, memleketim Antakya’nın Akdeniz ve Arap Mutfakları’nın bir bileşimi olan dünya çapındaki sofrası, envai çeşit yemekleri ve mezeleri ile vegan beslenenlere hem sağlık hem de lezzet vaadediyor.

Evimde yıllardır yaptığım, veganlığımdan sonra vegan olmayanları vegan hale getirdiğim yöresel lezzetlerden oluşan serinin ilki: Vegan Antakya Mezeleri. Bodrum, İzmir, Aydın, Bursa, Ankara, Antalya’dan sonra atölye serisinin 7.sini İstanbul Moda’daki dünyaca ünlü Walter’s Coffee Roastery’de gerçekleştireceğiz.

Sevdiğim yöresel lezzetleri sizlerle paylaşacak olmaktan çok mutluyum. Bu atölyeye uzun zamandır hazırlanıyoruz.

Atölyede neler olacak?

Vegan Antakya Mezeleri atölyesi için iki sınıf açacağız, istediğiniz bir sınıfı seçip katılabileceksiniz. İki sınıfı da seçebilirsiniz, iki atölyeyi birlikte seçenlere ikinci atölye %40 indirimli olacaktır. Atölyelerin en güzel tarafı şu olacak: kullanacağımız tüm malzemeler Antakya’dan gelecek. Ayrıca, herkes, tarifleri teker teker yapacaktır.

İlk sınıfta:

  • Babuğannüş
  • Muhammara
  • Mütebbel

İkinci sınıfta ise:

  • Haydari
  • Tuzlu yoğurt
  • Sürk yapılacaktır.

Tüm tarifler vegandır. Sadece tarifleri yapmakla kalmayacağız, içindekilerin bilimsel açıklamalarını yapacak, sorularınızı cevaplayacağım. Hazırladığım modüllerde, tüm malzemelerle beraber tarifin besin değerlerini göreceksiniz.

Atölyelerden her birinin ücreti: 150 TL. Her bir sınıf için kontenjan 12 kişi olacaktır.

İletişim ve kayıt için: [email protected]

Hatay Usulü Vegan Tuzlu Yoğurt

25 Feb 2018 no comments Kevser Başkara

Hatay Usulü Tuzlu Yoğurt, pazar kahvaltılarına çok yakışıyor. Tuzlu Yoğurt, bilindiği üzere aslında hayvansal kaynaklıdır, ama ben bu aralar kafayı Yöresel Antakya Sofrası’yla bozduğum için her şeyin veganını yapmaya koyuldum. Tarif, sadece kahvaltılık olarak değil yemeklerin yanına meze olarak da kullanılabilir.

MALZEMELER:

1 çay bardağı çiğ badem

2 yemek kaşığı tahin

2 yemek kaşığı zeytinyağı

1 çay kaşığı tuz

1 yemek kaşığı taze limon suyu

YAPILIŞI:

Bademi akşamdan ıslatın. Islattığınız bademlerin kabuklarını soyun ve 2,5 katı kadar su ile karıştırıcıdan geçirin. (Benim gözlemim: En güzel süt, malzemenin 2,5 katı kadarıyla oluyor.) Karışımı süzün, altındaki badem sütüdür, işimiz daha çok üstte kalanla olacak. Üstteki kısmın içine, tahin, zeytinyağı, limon suyu ve tuzu ilave edin. İki yemek kaşığı badem sütünü de ilave ederek yeniden iyice karıştırıcıdan geçirin. Zahter ya da dağ kekiği, biraz zeytinyağı, pul biber ve çörek otuyla servis edin. Afiyet olsun.

NOT: Öneriler kişisel değildir.

Kalp damar hastasıysanız bu tarifi uygularken uzmanınıza danışınız.

Yumurtasız omlet nasıl yapılır?

23 Feb 2018 no comments Kevser Başkara

Diyabetliler, insülin direnci olanlar, kalp damar hastaları, kilo vermek isteyenler, veganlar, çölyaklılar, gluten alerjisi olanlar, yumurta alerjisi olanlar, yüksek tansiyon hastaları için sıfır kolesterol, sıfır doymuş yağ, sıfır gluten, düşük glisemik indeksli, doyurucu, pratik ve sağlıklı kahvaltılık bir tarif…

MALZEMELER

*1 su bardağı haşlanmış nohut

*Yarım silme çay kaşığı kabartma tozu

*1 küçük soğan

*1 diş sarmısak

*1 çay bardağı doğranmış mantar

*1 orta boy havuç

*Kimyon

*Karabiber

*2 çorba kaşığı nohut suyu (aquafaba)

*İsteğe göre salça

*Üzerine maydanoz

YAPILIŞI:

Nohut, kabartma tozu ve nohut suyu(aquafaba) karışımını karıştırıcıdan geçirin. Tavaya ısıttığınız sudan biraz ilave edin. Doğradığınız soğan, sarmısak, mantarı ve rendelediğiniz havucu salça ile beraber ilave edin. Tavanın ısısında suyunu iyice çekene kadar karıştırın. Daha sonra nohut karışımını tavaya ilave edin ve tüm malzemeleri karıştırın. Karışımı kızarıncaya kadar tavada tutun. Tavadaki karışımı ters çevirip üstte kalan kısmını da pişirin.

Afiyet olsun 

Aquafaba tarifi için:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/vegan-yumurta-ikamesi-aquafaba-nohut-suyu/

NOT:

Önerilerim ve tariflerim kişiye özel değildir. Kişiye özel öneriler için beslenme ve diyet uzmanınıza danışınız.

Yüksek tansiyon hastaları kabartma tozuna dikkat etsin.

Şeker hastaları nohut ununu ve nohutu yarı yarıya kullansın.

Şifa çayı: Badem Sütlü Kaynar

19 Feb 2018 no comments Kevser Başkara

Havaların soğuk gittiği zamanlarda kaynarı çok sık yapıyorum. Hem yöresel bir tat hem de doğal bir içecek. Bizim oralarda, yani Antakya’da, Adana, Mersin ve Kilis’te kaynarı 7 farklı baharattan yaparız. Hatta Adana ve Antakya’da kafelerde bile bulabilirsiniz. En güzel yanı misafirlikte ikram edilen bir içecek olması. Ankara’da ve İstanbul’da gerçek kaynara (varsa da) rastlamadım. Varsa mutlaka gidin için derim ya da evde kendiniz yapın:)

Lohusa Şerbeti de denilen kaynara biz tarifimizde şeker eklemeyeceğiz, pekmezden yapacağız. Süt olarak da bitkisel süt kullanacağız.

MALZEMELER (2 kişilik)

1 su bardağı bitkisel süt (Ben ev yapımı badem sütünden yaptım.)

5 yemek kaşığı pekmez

Bir çubuk tarçın

1 tatlı kaşığı tarçın

1 tatlı kaşığı karanfil

1 tatlı kaşığı tane yenibahar

1 tatlı kaşığı kadar rendelenmiş zencefil

1 tatlı kaşığı havlıcan

1 tatlı kaşığı kakule

1 tatlı kaşığı zerdeçal

YAPILIŞI: Yarım litre (2 su bardağı) suyun içine çubuk tarçın, karanfil, yeni bahar, zencefil, havlıcan, kakule ve zerdeçalı ekleyip koyulaşıncaya kadar kaynatın (1 saat yetiyor) sonra pekmezi ekleyin bir saat kadar kaynatın. Karışımı ocaktan aldıktan sonra bitkisel sütü de içine katıp, mikserle karıştırın. Üzerine toz tarçını ve çekilmiş ceviz veya fıstığı ilave edin.

Şifa olsun.

Bitkisel süt tarifi için:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/probiyotikli-findik-sutlu-sifali-karisim/

NOT: Kaynar tarifini şeker hastalarının pekmezi karbonhidratını sayarak eklemeleri önerilir.

NOT: Herhangi bir hastalığınız varsa tarifi yaparken beslenme ve diyet uzmanınıza danışın.