Hayvansal sütlerin insan sağlığına etkileri

16 Mar 2018 no comments Kevser Başkara

Bu hafta programda hayvansal sütlerin insan sağlığına olan etkisini konuştuk.

Bugün, gelmiş geçmiş en büyük dehalardan biri olan Stephen Hawking, yaşamını yitirdi. Hawking, Roger Penrose ile Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı‘nın Big Bang’le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Kuantum Mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu, 20. yüzyılın en büyük buluşlarından biriydi. Evrenin bir sonu ve sınırı olduğu sonucunu ortaya koyuyordu. Hawking, aynı zamanda veganlığı da çok yakından ilgilendiren bir konuyla ilgili çalışma yapmıştı, hayvanların da tıpkı insanlar gibi bilince sahip olduğunu kanıtlayan Cambridge Bilinç Konferansı’nı (Cambridge Declaration on Consciousness) imzalayan bilim insanlarından biriydi.

Bugünkü programımı Stephen Hawking’e ithaf ediyorum.

Son zamanlarda çok sık sorulan bir konuyu, hayvansal sütlerin insan sağlığına etkilerini, kemiklerin güçlü olması için yapmamız gerekenleri konuşacağız.

Güçlü kemikler için ne yapmamız gerektiğini sorduğumuzda “süt içmek” yanıtını alırız. Peki, süt içmek gerçekten kemik sağlığı için faydalı mı?

 

Süt, şüphesiz yüksek miktarda kalsiyum içeriyor

Kemikleri güçlendirdiği algısı da biraz bundan kaynaklanıyor. Bir su bardağı sütte 240 mg kadar kalsiyum bulunuyor. Peki, bu kadar kalsiyuma ihtiyacımız var mı?

Kalsiyum ihtiyacımız beslenme rehberlerindeki gibi mi?

Beslenme rehberlerinde yetişkin bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacının 1000-1200 mg arasında olduğu belirtiliyor. Ancak, Clinical of Nutrition’da kalsiyum gereksinmesinin önerilen kadar olup olmadığına dair yayımlanan bir çalışmaya göre 500 mg kadar kalsiyum, ihtiyacımızı karşılamaya yetiyor(1). Yani, bu veri önerilenlerin yarısı kadar kalsiyum almanın yeterli olduğunu gösteriyor. Bu miktarı bitkisel gıdalardan çok rahat karşılayabiliyoruz.

Bitkisel gıdalardaki kalsiyum miktarları:

 

Ispanak (100 g): 58 mg

Karalahana (100 g): 254 mg

Lahana (100 g): 134 mg

Badem (1 avuç): 107 mg

Fındık (1 avuç): 71 mg

Ceviz (1 avuç): 20 mg

Haşlanmış kuru nohut (1 su bardağı): 80 mg

Haşlanmış kurufasulye: 62 mg

Haşlanmış mercimek: 38 mg

Badem sütü (1 su bardağı): 400 mg

Burada bir noktaya değinmek gerekiyor: Yukarıdaki gibi 100 gram üzerinden yapılan değerlendirmeleri biraz sıkıntılı buluyorum. Bunun yerine daha çok günlük yiyebileceğimiz miktarlar üzerinden gidersek daha sağlıklı olur. Bademi, bir avuç üzerinden değerlendirmek gibi…

Süt nasıl bir sıvı?

Süt, protein, yağ, karbonhidrattan oluşan, kalsiyum ve protein bakımından zengin bir sıvıdır.

Laktoz nasıl bir şekerdir?

Laktoz, galaktoz ve glikozun oluşumundan meydana gelen bir ikili şekerdir. Vücut, bu ikili şekeri aldığında kullanamaz, sindirmesi, tekli şekere dönüştürmesi gerekiyor ki sindirim sonunda oluşan tekli şekerleri birtakım reaksiyonlarda kullanabilelim. Vücuttaki bütün reaksiyonlarda olduğu gibi laktozun sindirimi için de laktaz enzimi gerekiyor. Laktaz enzimi, aynı zamanda anne sütünü de sindirmeye yarıyor, anne sütünü alıyoruz, 2-5 yaş arasından sonra ihtiyacımız olmamaya başlıyor, bundan sonra bu enzim üretilmemeye başlıyor. Sindirimi yeterince gerçekleşmeyen laktoz, bağırsaklara geçiyor ve burada bakteriler tarafından sindiriliyor. İşte insanlarda süt içildikten sonra ishal, sancı, şişkinlik gibi şikayetlerin ortaya çıkmasının nedeni tam olarak bu süreçten kaynaklanıyor.

Süt ne zamandır hayatımızda?

Sütün geçmişi 10 bin yıllık süreci kapsıyor. İnsanlığın geçmişine baktığımızda okyanusta bir damlaya denk geliyor. Sanayi Devrimi’nden sonra süt üretimi aktif bir şekilde arttı. İlk hayvancılığın başladığı ülkelerin insanlarında sütü parçalayan enzimler gelişti. Ancak, dünyanın büyük bölümü anda sütü sindiremiyor. Bunun nedeni tek nükleotid polimorfizmine bağlı bir genden kaynaklanıyor. Başlarda belirttiğim gibi sütün sindirilememesinin tek nedeni laktoz değil. Biz eğer inek yavrusu olsaydık, bir sıkıntımız olmayacaktı, bu emilim bozukluklarını yaşamayacaktık, kimozin diye bir enzimimiz olacaktı, bu enzim sütü iyice sindirip parçalayıp hazmetmemizi sağlayacaktı. Ancak, bizde kimozin enzimi olmadığı için çeşitli sıkıntılar yaşıyoruz.

Süt içmek, kemik kırıklarının oluşumriskini artırıyor.

Vücutta kalsiyum fosfor dengesi vardır, kalsiyum fosfor oranı 2:1 olmalıdır. Süt, kalsiyumu yüksek bir oranda içermesine rağmen, bu kalsiyumu dengeleyecek fosfor yoktur. Bu nedenle süt içtiğinizde vücut bu fosforu kemiklerden çekmeye başlar ve kemik kırıkları riskinin en önemli nedenlerinden biridir.

Sütün kemik kırıkları ve ölümlere neden olmasıyla ilgili yapılan 100 bin erkek ve kadının takip edildiği bir çalışmada, kadınların kemik ve kalça kırıklarını, kalp hastalığını, kanseri, erken bebek ölümlerini artırdığı saptanmış (2). Günde 3 bardak süt içmek ölüm riskini 2 kat artırıyor. Erkeklerde yüksek miktarda süt tüketmek prematüre ölüm riskini arttırıyor, erkeklerin doğurkanlık özelliklerini azaltıyor. Bu birçok kohort çalışmasından oluşan bir metaanaliz çalışması. Metaanalizler, büyük çaplı çalışmalar olduğundan bizim için çok kıymetli.

Hayvansal sütler, steroid hormonu, büyüme hormonu ve östrojen içerir.

Bütün hayvansal kökenli sütler, steroid hormonu, büyüme hormonu ve östrojen içerir. Bunlar aknelere, erkekler döllenme potansiyelinin düşmesine ve prematüre ölümlerinin artmasına neden olur. Dünya genelinde insanların yarısından fazlası sütü sindiremiyor. Çinlilerin %95’inin, Avustralyalı Aborjinlerin %85’inin, Hintlilerin %20’sinin sütü sindirememesi oranlarına rastlanmıştır. *Veriler, The Interrelationships between Lactose Intolerance and the Modern Dairy Industry: Global Perspectives in Evolutional and Historical Backgrounds adlı makaleden alınmıştır.

Sütün proteini kazein uyuşturucu benzeri kazomorfine dönüşüyor.

 

Sütün sadece içerdiği şeker değil sıkıntı yaratan, bir de proteinleri var. Sütün proteinlerinden kazeinden serbest bırakılmış uyuşturucu benzeri kazomorfin, otizm, bebek ölümleri, tip 1 diyabet, doğum sonrası psikoz, besin alerjilerine neden oluyor. Ayrıca otizm, inek sütüne bağlı peptidlerin alımına bağlı gelişiyor (3).

İnek sütü, bir buzağının gelişimini hızla tamamlaması için uygundur.

Sütün içeriğindeki protein, yağ büyüme hormonlarının oranları bir buzağının gelişimini hızlı bir şekilde tamamlanması için oldukça uygundur. Ancak, bir insan yavrusu gelişimini 21 yılda tamamlıyor. Bu nedenle insanların hayvansal süt içmeleri gereksizdir.

Ülkemizde farklı kaynaklar olmasına rağmen 3 çocuktan biri sütü sindiremiyor. Yine, inek sütünün çocukluk çağı alerjilerine nasıl neden olduğunu açıklayan bir çalışmada, çocukluk döneminde hayvansal sütlerin alerji riskini artırdığı belirtiliyor.

Süt, kanseri tetikliyor.

Bir diğer yandan süt, kanseri teikliyor. İçerdiği hormonlar ve büyüme faktörleri nedeniyle, hormona duyarlı tümörlerin gelişimini artırıyor. Astım, parkinson, yüksek kan basıncı gibi diğer sağlık bozukluklarına neden oluyor. Sütün kalsiyum içeriği yüksek, ancak kemiklere iyi geliyor mu? Günde bir bardaktan az süt içenlerde günde 3 bardaktan fazla süt içenlerin karşılaştırıldığı bir çalışmada, çok süt içen grupta kalça kırıkları %60 daha fazla oluşuyor. Kadınlarda kalp krizinden ölüm riski %15 kanserden ölme riski %7 artıyor. 3 bardaktan fazla süt içenlerin 1 bardaktan az içenlere göre kanserden ölme riski %93 daha fazla oluyor (4).

 

İltihaplanmayı arttırıyor.

 

Asidik bir sıvı olmasının yanında bağırsakların işlevini bozması iltihaplanmayı artırıyor. Bağırsaklarımızın yapısı bozulunca sessiz iltihaplanma süreci de hızlanıyor. Sessiz iltihaplanmaya neden olan faktörlerden ikisi, sütün içerdiği kazeinden serbest bırakılmış kazomorfin ve sindirilemeyen laktozdur. Bağırsağın yapısı bozulunca sessiz iltihaplanma süreci hızlanıyor.

 

1 kupa yani 244 gram sütte 24 mg kolesterol bulunuyor. Doymuş yağ bulunuyor. Bunlarla beraber, bakterileri de alıyoruz. Pastörizasyon aşaması da ayrı bir konu. Kalp damar hastalıklarının riskini artırıyor. Özellikle yüksek tansiyon hastalarının, kalp krizi geçirmiş insanların sütten uzak durması gerekiyor.

 

Sonuç olarak;

Tüm bunları biliyoruz ve kendimizi süt içmekten, peynir yemekten alamıyoruz, çünkü içinde uyuşturucu benzeri maddeler bulunuyor. Bu da bağımlılık yaratıyor. Benim iki yıldır en sık duyduğum şeylerden biri “Peynirden vazgeçemiyorum, nasıl vazgeçebilirim?” Bir de sadece kazein değil asıl neden, kolesterolün damakta tuzla beraber bıraktığı lezzet.

Hayvansal sütler yerine neler yapabiliriz?

Alerjiniz olmayan bitkisel gıdalardan sütler yapabilirsiniz. Fındık, badem, yulaf gibi gıdalardan süt yapabilirsiniz. Bu şekilde protein, kalsiyum daha sağlıklı bir şekilde alınır. Bitkisel sütler sadece veganlar için değil süt alerjisi, laktoz alerjisi olanlar, vücut ağırlığını kontrol etmek isteyenler, kalp damar hastaları için de geçerlidir. Bir su bardağı bitkisel sütte hayvansal sütten daha fazla protein bulunur.

Bu sütleri evinizde yapabilirsiniz, kalsiyum için illa bitkisel süt içmek zorunda değilsiniz, haşlanmış kurubakliyatlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ile kalsiyum ihtiyacınızı rahatlıkla karşılayabilirsiniz.

Kaynaklar:

(1) Hunt CD1,Johnson LK. Calcium requirements: new estimations for men and women by cross-sectional statistical analyses of calcium balance data from metabolic studies. Am J Clin Nutr. 2007 Oct;86(4):1054-63.

(2) Karl Micha, Alicja Wolk, Milk intake and risk of mortality and fractures in women and men: cohort studiesBMJ 2014; 349 doi: https://doi.org/10.1136/bmj.g6015 (Published 28 October 2014)

(3) Reichelt KL,Saelid GLindback TBøler JB. Childhood autism: a complex disorder. Biol Psychiatry. 1986 Nov;21(13):1279-90.

(4) Hunt CD1, Johnson LK(4) Karl Michaelsson, Milk intake and risk of mortality and fractures in women and men: cohort studies.BMJ 2014;349:g6015 doi: 10.1136/bmj.g6015 (Published 27 October 2014)

Bitkisel süt yapımı için:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/probiyotikli-findik-sutlu-sifali-karisim/.html

Bitkisel yoğurt yapımı için:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/evde-kolay-bitkisel-yogurt-tarifi/.html

Bitkisel peynir yapımı için:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/hatay-usulu-vegan-tuzlu-yogurt/.html

Programın podcast’i için:

https://archive.org/details/VeganSaglk14.03.2018

Vegan Sağlık, her çarşamba 14.00’da 94.9 FM Açık Radyo’da!

Türkiye’nin ilk yüzde yüz vegan festivali Didim VegFest’in ikincisi düzenleniyor

12 Mar 2018 no comments Kevser Başkara

Turizm merkezi Didim, bu kez Didim VegFest’e evsahipliği yapıyor. Geçen yıl ilki düzenlenen Türkiye’nin ilk vegan festivali Didim VegFest’in ikincisi bu yıl 20-23 Nisan tarihlerinde Didim Belediyesi, DİTAB (Didim Turizm Altyapı Birliği), Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Didim ve Kuşadası Meslek Yüksek Okulları, vegandiyetisyen.com işbirliğinde Tarihi Apollon Tapınağı’nda gerçekleştirilecek.

 

 

Hayvanların gıda, eşya, giyecek olarak insan yaşamının herhangi bir alanında kullanımını reddeden bir düşünce ve yaşayış biçimi olan veganlık, dünyayla eş zamanlı olarak Türkiye’de de geçmiş yıllara göre daha bilinir bir hale gelmeye başladı. Örneğin, Amerika’da veganların sayısı üç ay içinde %600 arttı. Öyle ki artık, Türkiye’de %100 vegan bir festival düzenleniyor.

 

Bu yıl ikincisi düzenlenecek festivalde veganlık, hayvan hakları, sağlık-beslenme, çevre-iklim başlıklarıyla ele alınacak. Sağlık uzmanları, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler, eğitimcilerin katılımıyla gerçekleşecek söyleşi ve sunumlar, mutfak atölyeleri, sergiler, konserler, imza günleri, söyleşiler, rekor denemelerinin yanısıra spor ve nefes aktiviteleri de festival programında yer alıyor. Bunların yanısıra, festival alanındaki standlarda vegan ürün, kozmetik firmaları, yerel üreticiler %100 vegan ürünlerini sergileme imkanı bulacaklar. Veganlıkla ilgili Sivil Toplum Örgütleri, dernekler, kolektifler, bireysel çalışma yapan kişiler, çalışmalarını sunacaklar.

 

200 bin civarında katılımcının beklendiği festivalin hedefi, veganlığı insan yaşamının her alanına uyarlamaya yönelik çalışmalarla anlatmak ve herkesi veganlık ortak paydasında birleştirmeye dayanıyor.

 

Gelenekselleşmeye yönelik ilk adımını atan organizasyon için sponsorluk, gönüllülük, standlar için başvurular devam ediyor.

 

Festivale vegan olan olmayan herkes davetlidir. Festivale girişler ücretsizdir.

 

İletişim adresleri:

[email protected]

[email protected]

 

Telefon numarası: 0 256 811 62 54

 

Amerika’da bitkisel süt satışları %61 arttı

08 Mar 2018 no comments Kevser Başkara

İnek sütü yerine bitkisel sütleri artık reyonlarda daha sık görüyoruz. Türkiye’de bununla ilgili araştırma yok ama 2012-2017 yılları arasında Amerika’da bitkisel süt satışları %61 arttı. İnsanlar, inek sütü ve türevlerini tüketmemelerine neden olarak süt ve ürünlerinin hormon, iltihap, kolesterol içermesini belirtmişler. Bu oranları aldığım rapora göre en popüler bitkisel sütlerden badem sütü satışları %64, soya sütü %13, hindistancevizi sütü %13 artış göstermiş. Kinoa, ceviz, fındık, keten tohumu sütleri de kullanılmakta, ancak burada bir konuya açıklık getirmek gerekiyor. Paketlenmiş tüm gıdalarda olduğu gibi bitkisel içerikliler de katkı ve koruyucular içermektedir. Bu sütleri evde yapmak oldukça kolay. Mantık şu, hangi gıdadan süt yapacaksak onu akşamdan ılık suda ıslatın, sabah karıştırıcıdan geçirip ince elekte süzün. İşte size bitkisel süt!

Hayvansal sütte yağ %49, tereyağında %100, mesela Cheddar’da %74 oranındadır. Ayrıca süt içinde bağışıklığı bozan etkenlerden kazein bulunmaktadır, kazein morfin benzeri maddelere çevrildiğinden bağımlılık yapar, kazein peynirde yüksek oranda bulunur, insanların peynir bağımlılığı bundan ileri gelir!

Örnek olması açısından şu tarife bakabilirsiniz:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/probiyotikli-findik-sutlu-sifali-karisim

Rapor için kaynak:

https://store.mintel.com/us-non-dairy-milk-market-report

Türkiye’de % 100 Vegan Yaşam Dolu bir Festival: Didim VegFest 20-23 Nisan’da Didim’de!

08 Mar 2018 no comments Kevser Başkara

Türkiye’nin ilk vegan festivalinin yapıldığı…

Havai fişeklerin yasaklandığı…

Atlı faytonların ilçede bitirilmesi için çabalayan…

Vegan bir kent olma yönünde durmadan çalışan…

Doğasıyla, tarihiyle, insanıyla güzel ilçe Didim’de veganlığa, yaşama dair çok güzel şeyler oluyor.

Açık Radyo’da her çarşamba 14.00’da hazırlayıp sunduğum Vegan Sağlık Programı’nda, 7 Mart tarihinde konuğum Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’dı. Deniz Bey ile 20-21-22-23 Nisan’da Didim’de gerçekleştirilecek Türkiye’nin ilk %100 vegan festivali Didim VegFest hakkında her şeyi konuştuk.

K.B. Merhabalar, geçen yıl Aydın’ın ilçesi Didim’de Tarihi Apollon Tapınağı’nda bir festival düzenlendi. “Türkiye’nin ilk vegan festivali” özelliğini taşıyan organizasyon, gelenekselleşmek adına ilk adımını attı ve bu yıl 20-21-22-23 Nisan tarihlerinde ikinci festival için hazırlıklara başlandı, festival hazırlıkları hızla devam ediyor. Türkiye’de veganlık konusunda farkındalık yaratmak için oldukça önemli olan festivalin mimarı Didim Belediye Başkanı Sayın Deniz Atabay bugünkü program konuğum. Hoş geldiniz Deniz Bey.

D.A. Hoş bulduk, teşekkür ederim.

K.B. Öncelikle size böyle güzel festivali, bir farkındalık çalışmasını doğasıyla, tarihiyle, insanıyla ayrı güzel olan Didim’e ve Türkiye’ye kazandırdığınız için çok teşekkür ederiz. Didim Belediyesi olarak ev sahipliğini yaptığınız ve organizasyonunu üstlendiğiniz festivalin çıkış noktası ne oldu?

 

Geçen yılki festivalden bir kare…

“Türkiye’nin ilk vegan festivali, benim veganlığa olan ilgimle başladı. Didim gibi insana, doğaya, hayvana değer veren bir yörede görev yapmak ve yaşamak buna katkı sağladı ve geçen yıl veganlığı anlatmak adına festival düzenleme fikriyle ilk somut adımımızı attık.”

 

D.A. Elimde o kadar doğal done var ki… Bu soruyu kolaylıkla ve kısa bir şekilde cevaplayabilirim. Biliyorsunuz, Ege özellikle zeytinyağıyla, dağlarında yetişen doğal bitkileriyle son derece zengin bir coğrafya. İnsanlara tarih boyu çok güzel sunumlar yapmış ve hala o zenginlik devam ediyor. Ben aşağı yukarı 30 yıldır Didim’de yaşıyorum. Tabi, dışarıdan gelip Didim’e yerleştiğim için Ege’nin özelliklerini ve güzelliklerini, doğal zenginliklerini daha iyi tanımak istedim. Çok uzun yıllardır işimden vakit kaldıkça bu konularda da araştırma yapıp güzel fikirler ortaya çıkarmaya çalışmakla uğraştım. Bölgenin asli unsuru olan Didim’in asıl yerlileri Yoranlıların vegan beslenmeye çok yakın bir tarzda beslendiklerini gördüm; bu insanların çevreye, doğaya, hayvana sevgileri, hayata bakış felsefeleri, farklı bir yaşam tarzını ve kültürü gösteriyor. Bunu ben ilk başlarda tam anlamlandıramamıştım, tam ismini koyamamıştım. Fakat zaman içerisinde vegan kültürüne karşı ilgim de artmaya başladı, son yıllarda gerek görsel gerekse yazılı basında veganlıkla ilgili farkındalık yaratacak haberlerin çıktığını görmeye başladım. Zaman içinde tam dersiniz ya “Hah o buydu.” ve kendiliğinden gelir bulursunuz, işte bizim o Yoranlıların beslenme tarzı, hayata bakış felsefeleri, doğaya, insana, hayvana ve tüm canlılara olan saygısı ve sevgisi tam da vegan felsefesiyle uyuşuyor. Sonraları, Didim’in bir turizm kenti olmasından kaynaklı yurtdışından gelen pek çok vegan insanla tanışmaya başladım, zaman içinde biz bunu insanlara duyuralım, veganlığın ne olduğunu öğretelim, gösterelim, biz de bilgimizi daha fazla katlayarak gidelim derken tabii ki olaylar kendiliğinden gelişti ve bugünlere kadar yani geçen sene bu festivali düzenleme düşüncesine kadar geldik. Bu düşünce işte bu şekilde doğdu.

K.B. Geçen yılki festival bir ilkti söylediğiniz gibi, geçen yıldan aldığınız güzel notlarla beraber bu seneki hazırlıklara başladınız. Geçen sene 60 bin ziyaretçi ağırladınız, bu sene festivalde kaç ziyaretçi bekliyorsunuz?

 

“Geçen seneki tüm hatalarımızı çok iyi analiz ettik. Bu yıl festivalde çizgimiz tamamen veganlık üzerinden gidiyor.”

 

D.A. Böyle üst düzey bir organizasyonu çok da sayılara bağlamamak lazım. Ama diğer yandan, festivale gelecek olan kişi sayısı da bu işi ne kadar iyi duyurduğumuzu, ne kadar iyi anlatabildiğimizi bize gösterecek olan unsurlardan da bir tanesi. Sorunuz o anlamda çok önemli, bu sene ziyaretçi sayısı olarak geçen senekinin 3-4 katını bekliyorum. Geçen sene ilk olmasından dolayı acemiliğimiz ve tereddütlerimiz vardı haliyle. Hatta iki günün üstüne çıkmama gibi bir karar almıştık. Çekindik biraz, çok kolay bir organizasyon değil. Ama bu sene daha rahatız, 4 gün dedik. Seneye inşallah bir haftaya çıkaracağız. Geçen seneki festivalden dolayı gerek ulusal gerekse uluslararası basında gördüğümüz ilgi, bizi güçlendirdi, yüreklendirdi. Bu sene daha doğrusu tarzımızı da bulduk. Çok açık söyleyeyim geçen sene vegan konseptini tam oturtabilir miyiz diye tereddüt içerisindeydik. Belki farkında olmadan festival vegan mı vejetaryen mi sorularına yol açmış olabiliriz. Geçen sene o bahsettiğiniz sayılardan, insanların gösterdiği ilgiden aldığımız tecrübe neticesinde dedik ki biz zaten vegan düşüncesiyle vegan feslefesiyle başlamışız ve çizgimiz de tamamen vegan olmalı.

K.B. Aslında veganlık, hayvanların gıda, eşya, giyecek olarak insan yaşamının herhangi alanında kullanımını reddeden bir düşünce ve yaşayış biçimidir. Vejetaryenlik ise bir hayvanın etini yemeden yaşamayı kapsayan bir beslenme şekli. Veganlık ve vejetaryenlik sıklıkla karıştırılsa da bu ayrım 1946 yılında net bir şekilde yapıldı, vegan ve vejetaryen kavramları net bir şekilde ayrıldı. Bu yıl Didim Vegan Festivali, %100 bir vegan festival mi olacak?

“Didim Vegan Festivali’nin sloganı ‘Yaşam Dolu Festival’ Hedefimiz, sadece vegan beslenmeyi anlatmak değil, bu sloganına yakışır bir şekilde bu sene en temel vurgumuz hayvan hakları olacak.”

 

D.A. Kesinlikle %100 vegan olacak, demin anlattıklarıma bağlayacak olursak, geçen sene gerek sosyal medya üzerinden gerek bloggerlardan, hangi alanda nerede ne yazılıp çizildiyse bunları tek tek takip ettik. Sizin de bu konuda bize çok fazla faydalarınız, yardımlarınız oldu. Bu arada size de altını çizerek teşekkür ederim. Bunları biz didik didik araştırdık, hepsini değerlendirdik, oradan şu sonuç çıktı, demin söylediğime geliyoruz, biz veganlığı sadece beslenme üzerinden anlatarak değil, vegan olmayanların da konuyu anlamalarını sağlamalı, farkındalık ve bir bilinç oluşturma anlamında bir organizasyon yapmalıydık, geçen seneden çıkan en somut sonuç bu. Bu sebeple ana panellerimizin tamamını hayvan sömürüsü, hayvan hakları, yaşam hakkı üzerinde organize ediyoruz. Sloganımız “yaşam dolu festival”. Bununla birlikte tabi vegan beslenme çalışmaları da kısmi olarak artmaya devam edecek. Tüm panelleri, eğitimleri ve atölye çalışmalarını, anlık söyleşileri, alanlarda biraraya getirip işte “Yaşam Dolu Festival”i bu sene oluşturacağız. Sözün özü biz yaşam dolu bir festival, %100 vegan bir festival olarak yolumuza devam ediyoruz.

K.B. Buradan tekrar altını çize çize söyleyelim: Didim’de 20-21-22-23 Nisan 2018’de gerçekleştirilecek olan Didim Vegan Festivali %100 vegan bir festival olacak. Bu Türkiye için çok iddialı bir şeydir aslında, neden iddialı, çünkü böyle bir memlekette veganlığı anlatanlara deli gözüyle bakılıyor. Çok fazla sıkıntımız var, bunlara cevap vermek, yeni bir başlangıç yaratmak ve bunun iddia ile üzerinde durmak, sürdürebilmek… Aslında önemli olan ilki başlatmak değil, siz Didim Belediyesi olarak bir ilki başlattınız, ama bunu sürdürebilir hale getirmeye çalışıyorsunuz, çalışıyoruz daha doğrusu, ben de diğer yandan festival organizasyonunda görevli biri olarak burada bulunuyorum. Gerçekten çok uğraşıyoruz, çok fazla çalışıyoruz, bu seneki festivalin hayvan hakları vurgusunun daha güçlü olabilmesi için uğraşıyoruz. Veganlığın temelinde hayvanların yaşam hakkı var, siz de söylediniz. Çıkış noktasını hayvan kullanımını ne şekilde olursa olsun reddetmek. Bunun yanısıra insanın sağlığını korumak, önlenebilir hastalıkları önlemek, iklim ve çevre felaketlerinin önüne geçerek gezegenimizin sağlığını ve ekosistemi korumayı da kapsıyor. Bu yıl festivalde hayvan hakları vurgusu üzerinde daha fazla durmak istiyoruz dedik hayvan hakları vurgusunu nasıl genişleteceğiz?

“Didim VegFest olarak hedefimiz veganlık felsefesini olabildiği kadar çok insana anlatmak.”

D.A. Doğru söylüyorsunuz, veganlık bir yaşam felsefesi, sağlıklı yaşamı da insan sağlığı için önlenebilir sıkıntıları önleyebilmeyi de kapsıyor. Bu felsefenin temelinde bu yıl festivalde, tüm hissedebilen canlılara başta hayvanlar olmak üzere saygıyı, hayvan haklarını, sömürüsüz yaşamı oluşturmayı hedefliyoruz. Mesela hayvanlar üzerinde deneylerde kullanımları, sirk hayvanları, türcülüğe karşı çıkma gibi konulara daha fazla ağırlık vereceğiz. Nasıl ağırlık vereceğiz, panellerimiz genelde bu konular üzerine olacak. Gene bunu da altını çizerek söylüyorum. Bu konuda farkındalığı ne kadar yaratabilirsek bunu ne kadar doğru anlatabilirsek, bu tabi festivalin başarısıyla da orantılı olacak. Basın bunu daha fazla sahiplenecek. Her yerde daha fazla Didim VegFest’ten bahsedilecek. Dolayısıyla, vegan felsefesini mümkün olduğu kadar tüm insanlara ulaştırmış olacağız.

K.B: Buradan da o zaman bir duyuru daha yapalım: Lütfen bu tür oluşumlara, faaliyetlere katkıda bulunun, ne olursa olsun yapacağımız bir katkı mutlaka vardır, burada hepimiz gönüllü çalışıyoruz. Ben de gönüllüyüm, bu kadar can hıraş bir şeylerde savaşıp uğraşıp bir şeyleri ortaya koymak çok kolay olmuyor böyle bir memlekette. Sadece eleştirmek noktasında kalmayalım, faaliyete geçelim, herkesin yapacağı bir şey vardır. Örneğin fotoğraf çekmekten anlıyorsunuzdur, gelip festivalin fotoğraflarını çekmek için gönüllü sayfasından bize ulaşabilirsiniz. Didim VegFest internet sitesinden veya Instagram Didim VegFest adresinden gönüllü olmak için faaliyete geçebilirsiniz. Kimsenin burada başka anlamda bir şeyler hedeflediği yok, sadece veganlık felsefesini yaymak için uğraşıyoruz. Benim artık bir işim oldu, ben zamanımı Didim Vegan Festivali ve işim olarak ayırdım. Siz de faaliyetlere katkıda bulunun, tamam oralarda birtakım değişimleri yaratmaya çalışıyoruz ama bir kişinin, beş kişinin, bir belediyenin yapmasıyla her şey değişmeyecek. Ne olacak, bir festival düzenleniyordur, oraya siyasiler, ünlü insanlar gelecek. Duyurular yapılacak, haberler çıkacak, hayvanlarla ilgili aktivasyon sağlayan gruplar gelecek, daha çok ses getireceğiz ve böyle böyle başarıya ulaşacağız. Kısacası bizim sizin desteğinize ihtiyacımız var.

 

“Festivalde gönüllülere ihtiyacımız var. Gönüllü olmak isteyenler, bize ulaşsınlar, biz o kişilerin festivale katılabilmesi için her türlü imkanı yaratmaya hazırız.”

 

 

D.A. Bir saptama yapmak istiyorum. Beni bu konuda en fazla ümitlendiren, yüreklendiren noktalardan birisi özellikle üniversite gençlerinin olaya çok sahip çıkıyor olmaları. İnanın, Türkiye’nin dört bir yanından gerek sosyal medyadan gerek benim şahsi cep telefonumu bulup ulaşan “Biz de gelip gönüllü olarak çalışalım.” diye o kadar çok gönüllü üniversite talebesi var ki…

K.B. Bu genç arkadaşlarımıza şunu söylemek isterim: İnanın, çok şey öğrenirsiniz. Hayatınızda unutamayacağınız şeyler öğrenirsiniz. Grup çalışması, oradaki farklı insanlarla diyaloglar, bunlar çok değerli şeyler.

D.A. Paylaşma duygusu çok önemli, bakın bu gençlerin ortaya koyduğu şey, paylaşma duygusunun ne kadar fazla olduğu, bir işten karşılık beklemeden o işin paydaşı olabilmek meselesi. “Biz geleceğiz ama maddi imkanlarımız yeterli değil.” diyenlere şunu söylemek istiyorum: Türkiye’nin hangi noktasında olursanız olun bize bir telefon açmanız yeterli, biz sizi oraya intikal ettiririz ve sizin bu enerjnizden faydalanırız, daha doğrusu insanlık faydalanır.

K.B. Herkes faydalanır, tüm dünya faydalanır. Gelme noktasında bana da Didim Vegfest sayfasından gönüllülük formu aracılığıyla da ulaşabilirsiniz. Yani, yeter ki isteyin, yeter ki iyi niyetle çabayla uğraşın, gerçekten her şey değişebilir. Ben mesela iki yıldan fazladır bu şekilde yaşıyorum, kaç insanın hayatına dokundum, hayret ediyorum, ben bu işe başladığımda bu kadar etki yaratacağını bilmiyordum. Sadece bir tohumla başlıyor her şey. Diğer yandan, ben aynı zamanda bir beslenme ve diyet uzmanıyım biliyorsunuz, bundan dolayı doğru vegan beslenmenin insan sağlığına etkileriyle ilgili birçok çalışma okuyoruz. Bu beslenme şeklinin Amerika gibi ülkelerde ilaç yerine önerildiğini ve bu beslenme şeklinin “paketlenmiş endüstriyel ürün” kullanımının çok ötesinde olduğunu biliyorum ve bunun altını çize çize söylüyorum. Doğal gıdalarla, kendi toprağımızdan çıkan yerel gıdalarla, bütünsel bitkisel beslenmenin temelinin yerli tarımın önemini kavrayıp uygulamaya geçmek olduğunu da biliyorum. Didim’de bu alanda pek çok çalışma yapılıyor, geçen yılki festivalde konuşmamı yaptıktan sonra 10-15 yerel üretici gelip “Biz böyle şeyler yapıyoruz, bizi destekler misiniz?” dediler ve inanılmaz mutlu oldum. Didim’de yerel tarımı geliştirmek ve iyileştirmek adına neler yapılıyor? Orası bir cevher aslında, o kadar güzel bir doğası var ki… İki yıl Aydın’da yaşadım, ondan biliyorum. Didim’i de çok seviyorum. Sizin bu alanlarda projeleriniz var, bunlardan bahsedebilir misiniz?

 

“Didim’de kendi ürünlerimizi kendimiz yetiştireceğimiz, yöre halkını istihdam edeceğimiz çevreye, insana, hayvana yararı olacak, kendi kendine yeten bir ilçe olmak için projeler geliştiriyoruz.”

 

D.A. Toprakla uğraşmayı, toprakla içiçe olmayı seven bir insanım, hayatım boyunca da hep böyle yaşamaya özen gösterdim. Bu göreve (Belediye başkanlığı) geldikten sonra dedim ki kentimizde kullanacağımız çiçekleri kendimiz yetiştirelim. Bunu iki anlamda düşünmüştüm, birincisi maliyet unsurunu göz önünde bulundurdum, böylelikle çok daha ucuza mal ederim, çok fazla çiçek kullanırız diye düşündüm, ikincisi yerel halkı bu işin içine katalım istedim. Çünkü bizim civarımızda çok güzel köyler var. Bu köyler yeni büyük şehir yasasıyla Didim’in mahalleleri oldu, ama oradaki insanlar yüzyıllardır sürdürdükleri normal doğal yaşantılarına aynı şekilde devam ediyorlar. Beslenme şekilleri aynı, üretim şekilleri aynı, çünkü atadan dededen ne gördüyse onu devam ettiriyorlar. Bu Türkiye için çok önemli. Özellikle bu büyükşehir yasasının köylerdeki doğal yaşantıyı da çok büyük sekteye uğrattığını ve oradaki insanları rahatsız etmeye başladığını ben görüyorum. Belki bir iyileşme yapılır, tabi bu konunun başka bir tarafı. İlçemizde kurduğumuz serada bir milyon kişiye ulaştık, belki çok büyük bir sayı değil, ama Didim Belediyesi orta büyüklükte bir ilçe belediyesi, böyle bir belediye için bu önemli bir sayı. Bunu kendimiz kullanabildiğimiz kadar kullanıyoruz, fazlasını da satıp gelir elde ediyoruz.

K.B. Bir de istihdam sağlıyorsunuz. Aslında, her ilçe kendi istihdamını yaratsa büyükşehirlerde bu kadar nüfus yığılması olmaz. Türkiye’de her 4 kişiden biri İstanbul’da yaşıyor. Burada yaşamanın artık sürdrülebilir bir yanı kalmadı. Bence çözümlerden biri bu, politikaları geliştirmek, yerel yönetimlerin bu konularla ilgili, Didim Belediyesi gibi, farkındalık çalışmaları yaratmasını sağlamak. Şimdi, düşününce bu festivalde kimbilir ne kadar proje üretilecek, festivallerin böyle bir özelliği de var.

D.A. Burada 3 ana nokta var. Birincisi çiçeğimizi kendimiz üretiyoruz, kendimiz kullanıyoruz. İkincisi, bu çiçeği üretirken o yörede yaşayan insanlar burada çalışıyorlar, onları istihdam ediyoruz, istihdam sorununu hallediyoruz. Onları eğitiyoruz, çiçek nasıl yetiştirilir, sadece günlük basit usülden, sadece şunu yap, çapa yap sulama yap meselesi değil. Üçüncüsü, yöre insanımızın bu konudaki eğitilmesini sağlıyoruz, böylece kendilerine güvenleri artıyor, halkı üreticiliğe teşvik ediyoruz, ürettiklerini peşin parayla satın alma garantisiyle yüreklendiriyoruz, böylece meslek sahibi yapmış oluyoruz. Kendileri istihdam edilirken bir yandan da istihdam edecekleri kişileri yetiştirmeye başlıyorlar. Bu bir döngüdür ve çok önemlidir. Bir diğer yandan gördük ki, bu çok örnek alınacak ve keyif alınacak bir üretim. Tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili seramızda oldukça geniş bir yer açtık, burada dağlardan topladığımız kantoronu yetiştiriyoruz. Kantoron yağı üretiyoruz, Delice dediğimiz aşılanmamış, dağda bayırda yetişen zeytinlerden zeytinyağımızı üretiyoruz. Onun dışında biberiye üretiyoruz, yağını çıkarıyoruz. Nanemiz var tavsiye ederim, baş ağrılarınıza iyi gelir, dünyanın en kaliteli nanelerinden biridir.

 

K.B: Ben kullandım nane yağını bir burun açıcı, doğal bir ilaç.

D.A. Lavantamız var, çok yakın bir zamanda, onu da kendimiz üretiyoruz. Hem kurutuyoruz hem yağını çıkarıyoruz ve çok yakın bir zamanda Türkiye çapında yaygınlaşacak lavanta kolonyamızı üreteceğiz. Biz ayrıca bir turizm ilçesiyiz biliyorsunuz.

K.B. Ekolojik bir ilçe de aynı zamanda.

 

D.A. Bu tür çalışmalarımız yabancı misafirlerimizin de çok ilgilerini çekiyor, geliyorlar serayı geziyorlar. Deniz, kum, güneş klasik üçgeninin dışına çıkıp ürettiğimiz ürünleri endüstriyel bir hale çevirmeyi hedefliyoruz aynı zamanda, turistler bu ürünleri kendi ülkelerine götürüyorlar. Oralarda yöremizi tanıtıyorlar.

K.B: Ve bölgenin tanıtımı için de iyi bir imkan yaratılıyor.

“Didim Belediyesi olarak yaptığımız çalışmalar insan yaşamına dokunan şeyler.”

 

D.A. Bir de ekleyeyim, Akköy denen bölgemizde bir çilek türü var, göreceksiniz çok kısa bir zamanda Akköy Çileği bütün Türkiye’de aranacak, bilinecek, tanınacak. Son derece doğal. Yine, seramızda köylümüzün yetiştirdiği bu tip doğal bitkileri sebze ve meyveyi sattığımız bir küçük organik pazarımız var. Yoldan geçen herkes buradan alışveriş yapabiliyor. Özetle, Didim Belediyesi olarak yaptığımız tüm çalışmalar, insan yaşamına dokunan şeyler.

K.B. Bizim o hayalini kurduğumuz ekolojik yaşam, ekovegan yaşamla ilgili çok güzel şeylerden bahsettiniz. Bu yıl festivalde bizi pek çok sürpriz bekliyor. Vegan sanatçılarımız var. Biz bu aralar müthiş bir şekilde çalışıyoruz. Ben de festivalin bilimsel yönünü güçlendirmek için yepyeni çalışmalar içindeyim. Çok ayrıntı vermeyeceğinizi biliyorum ama bu yıl festivalde ana başlıklar halinde neler yapılacak.

“Festivalde rekor denemeleri, her gün çocuk atölyeleri olacak.”

 

D.A. Festivalde geçen yıl yine üzerinde durmuştuk, bu yıl Didim’li yerel katılımcılara daha fazla önem vermeyi hedefliyoruz. Festival iki gündü, bu yıl 4 gün yapacağız. Bazı rekor denemelerimiz de olacak, işin eğlenceli kısmına da geçmek lazım tabi. Bir vegan çorba ve kup kek rekor denememiz olacak. “Dünya Didim’den nefes alıyor” şeklindeki bir sloganla ortaya çıkardığımız bir nefes egzersizimiz olacak, bu da yaşam için çok önemli, doğru nefes alamazsanız sağlığınız için de önemli bir şeyi ıskalamış olursunuz. Bunun da çok ses getireceğine inanıyorum. Yine, festivalin konseptine uygun her gün çocuk atölyeleri yapılacak.

K.B. Çocuklara hayvan sevgisi ve veganlığı anlatmak için atölyeler yapılacak.

 

“Festivalde vegan sanatçılar da konserlerle ve kültür sanat etkinlikleriyle yer alacak.”

 

Didim Belediyesi’nin teşvikiyle çocuklar turunç ekimi yaptılar.

D.A. Çocuklara çok önem veriyorum. Bakın demin gençlerden bahsettim. Düşünsenize 4 yıl bu festivale katılmış 6-7 yaşındaki bir çocuğun gençlikteki 20 yaşındaki halini düşünün: insana, doğaya, hayvana nasıl bakar, hayvanları nasıl sever. Tüm canlılara ve yaşama saygı duyar. Demek ki bunun tohumlarını atacağız. Dediğim gibi güzel konserlerimiz var, vegan sanatçılarımız var. Sadece konserler değil vegan sanatçıların hayvan hakları vurgusunu yapacağı resim sergileri de olacak. Bunların hepsi ses getirecek.

 

K.B. Çok sevdiğimiz sanatçılar gelecek.

“Mutfak atölyeleri, bilimsel sunumlar, vegan beslenme seminerleri, festival günleri boyunca devam edecek. Diyetisyen ekibimiz festival alanında veganlık dışında bir yiyeceğin sokulmaması için sürekli denetim halinde olacaklar.”

 

 

D.A. O sürpriz olsun, dediğim gibi hayvan haklarıyla ilgili olarak, çok önemli çalışmalar olacak. Mutfak atölyeleri, paneller, beslenme seminerleri, farklı alanlarda verilecek ve gün boyu devam edecek. Uzman arkadaşlardan oluşan ekip sürekli festival içerisinde standları denetleyecek.

K.B. Diyetisyen arkadaşlarımıza buradan teşekkür edelim, bize bu konularda destek olacaklar.

D.A. Size ve diyetisyen arkadaşlarımıza bu konuda çok büyük iş düşüyor. Dediğim gibi 4 güne çıkartıp festival alanımızı da büyütüp festivali daha tanınır bir hale getireceğiz, baştan da söyledik geçen seneki tecrübeler neticesinde iyi analizler yaptık, yolumuzu seçtik, %100 vegan festivaliyiz. Vejetaryene de saygı duyuyoruz ama biz bir vegan festival olarak yolumuza devam edeceğiz.

K.B. Şimdi bir dinleyicimiz sormuş, maalesef vegan bir dünyada yaşamıyoruz. Ama biz vegan bir dünya için mücadele veriyoruz. Ben yola çıktığımda insanlar ilk “Sen delisin, bunu yapamazsın, Türkiye’de bunu nasıl anlatacaksın?” dediler, kimsenin dediğine kulak asmadan yolumu çizdim ve çok güzel şeyler oluyor, aklınızın hayalinizin alamayacağı kadar güzel şeyler oluyor. Didim Belediyesi ve festival organizatörleri olarak hedefimiz tüm dünyanın vegan olması, hayvan kullanımlarını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz ama bizim desteğe ihtiyacımız var, öğretmenler, sanatçılar, kültür sanat ile ilgilenenler, yazarlar lütfen çalışmalarınızı gelin burada sunun, o kadar güzel bir fırsat ki, binlerce kişi gelecek bu sene festivale, belki trilyonlar verseniz elde edemeyeceğiniz ortam olacak. Orada hem sesimizi insanlara duyururuz, hem de böyle güzel projelere destek olmuş oluruz. Sadece eleştirmekle kalmayalım, destek olalım.Bütün gücümüzle destek olursak birşeyler değişecek. Ben bu festivali yürekten bir şekilde sahiplendim ve yürütüyoruz bu işleri. Daha da güzeli olacak.

D.A. Siz sözünüzün başında uğraşıyorum bu işlerle, deli misin diyorlar şeklinde bir şeyler diyorlar, dikkatimi çekti. Onu şöyle toparlayayım, Aynştayn’a da deli demişler ama o atomu parçalayıp ellerine verdim, demiş. Hayatta biraz deli olmak lazım.

K.B. Başarılı olmak için uyumsuz olmak gerekiyor. Bugün bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Kevser Başkara’nın hazırlayıp sunduğu Vegan Sağlık’ta bugünkü konuğumuz Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’dı, Deniz Bey ile Didim Vegan Festivalini konuştuk, festival bu yıl 20-21-22-23 Nisan tarihlerinde Tarihi Apollon Tapınağı’nda Didim’de gerçekleştirilecek. Herkesi festivale bekliyoruz. Gelemiyorsanız da elinizden gelen birşey mutlaka vardır. Lütfen katkıda bulunun, bizimle iletişime geçin. Biz bütün projelere açığız, yeter ki %100 vegan olsun fikir. Haftaya yeniden görüşmek dileğiyle hoşçakalın.

 

Deniz Atabay ile canlı yayın sonrası…

NOT: Bizlere ulaşabileceğiniz kanallar:

[email protected]

[email protected]

Didim Belediyesi: 0 256 811 62 54

Programın ses kaydı için:

https://archive.org/details/VeganSalkDidimVegFest

 

 

Beslenme ve Diyet Uzmanı Kevser Başkara sunumuyla…

Vegan Sağlık – İnsanın ve gezegenin sağlığı için bitki temelli beslenme…

Her çarşamba 14.00’da 94.9 FM Açık Radyo’da!

 

 

8 Mart 2018

Beyoğlu

Günlük kalsiyum ihtiyacımız önerilerin yarısı kadardır

05 Mar 2018 no comments Kevser Başkara

Geçmiş aylarda“Sağlıklı kemikler için süt içmeyin”adlı bilimsel bir infografik hazırlamıştım, sosyal medyada yaklaşık 100 bin kişiye ulaşmış, tartışmalara neden olmuştu. Bunun nedeni süt hakkında kemikleri güçlendirir, sağlıklı yaşam için oldukça önemli olduğu yanılgısıydı.

Kemiklerimiz, kalsiyum alımını artırmaktan çok kalsiyum kaybını önlemeyle güçlenir. Süt içtiğinizde kalsiyum alırsınız ancak kalsiyum kaybına neden olan birçok etkeni: antibiyotikleri, büyüme hormonunu, östrojeni, alırsınız.

Kalsiyum kanda az miktarda bulunsa da önemli miktarı kemiklerdedir. Kalsiyumun, kas kasılması, kalp atışlarının devamı, sinir iletiminde önemli görevleri vardır, terleme, dışkılama, idrarla atılır. Aslında kemiklerimiz bir nevi kırılır ve yenisi yapılır. 30 yaşından sonra temin ettiğimizden daha fazla kalsiyumu atarız. Vücut bu yaştan sonra, fazla kemik yapımdan çok yıkıma eğimli olur. Fazla kalsiyum atılırsa da kemik erimesi oluşur. Fazla kalsiyum atımı protein alımlarının miktarına bağlıdır, hayvansal protein tüketimi kaynaklı ürik asit seviyesinin artışından dolayı kayıp daha da fazla artar.

Günlük kalsiyum ihtiyacımız ne kadar?

Mesleğimin icrasından önce bitirdiğim üniversitede bana, kalsiyum ihtiyacının yetişkin bireyler için günlük ortalama 1000-1200 mg olduğu öğretildi. Uzun araştırmalar sonucu bu kadar fazlasına ihtiyacımız olmadığını öğrendim. Yüksek protein almadıkça bu kadar fazla kalsiyuma ihtiyacımız yok. Sağlıklı bir yaşam için 500 mg kalsiyum yetiyor (1). Bu miktarı da bitkisel gıdalarla rahatlıkla karşılıyoruz. (Yazının sonunda tablolara yer verdim.)

Süt içmek kemik kırıklarını ve ölüm riskini artırır.

Süt içmek, oksidatif stres ve iltihaplanma faktörlerini artırır. Ayrıca, hayvansal protein demek, ürik asit yüksekliği demek olduğundan ürik asit de kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden oluyor. Kemik erimesinden korunmak için hayvansal süt içilmemelidir. Fazla süt içmenin kadınlarda ve erkeklerde kemik kırıklarını ve ölüm riskini artırdığına dair yüksek katılımcı sayılı çalışmalar da bulunmaktadır (2).

Hayvansal sütteki laktoz şekerini sindiremiyoruz.

 Günümüzde kime sorsak süt içme nedeninin kemikleri güçlendirmek olduğunu söyleyecektir. Ama, çoğu insan hayvansal süt tükettiğinde rahatsız olur, ancak bunun nedeninin ne olduğunu bilmez. Bunu bana danışan insanlardan biliyorum. Sütün kemikleri güçlendirediği doğru değil. Öncelikle dünya ve Türkiye nüfusunun %70’i sütün şekeri olan laktozu sindiremiyor. Sindirilemeyen maddeler bağırsaklardaki besin emilimlerini etkiliyor. Tüm besinlerin emildiği organ olan bağırsaklar zarar görünce besinsel eksiklikler ortaya çıkar. The Interrelationships between Lactose Intolerance and the Modern Dairy Industry: Global Perspectives in Evolutional and Historical Backgrounds adlı makaleye göre dünyada sütün şekerini sindiremeyenlerin oranı bir hayli yüksek. Bunlarla beraber hayvansal süt alarak bağışıklık cevapları bozulduğu için otoimmün hastalıklara yatkınlık da artar.

Kalsiyum kaybını azaltmak için:

  • Doğru bitkisel beslenenlerin kemikleri daha güçlüdüYüksek protein alımı idrar yoluyla kalsiyum atımına neden olur. Hayvansal protein alımıyla bitkisel protein alımına göre daha fazla protein temin edilir. Tuz alımı artarsa idrarla kalsiyum atımı artar.
  • Kafein alımı artarsa idrarla kalsiyum atımı hızlanı
  • Sigara içmeylevücuttan kalsiyum atımını artar.
  • Egzersiz, kemik erimesinde kalsiyum suplementleri alımından ve hayvansal kalsiyum almaktan daha fazla işe yarıyor. Kemik sağlığı için en önemli faktör olan egzersizi ihmal etmemek gerekiyor.
  • D vitamini kalsiyumun emiliminde oldukça önemlidir. D vitaminin %90’ı güneş ışığı vasıtasıyla yapılır. D vitamini için yeterince güneş alımına dikkat edin.
  • Bitkisel gıdaları arttırın. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler (maydanoz, nane, roka vb.) kemiklerdeki kalsiyumu korumada en önemli etken.

Kalsiyum kaynakları:

Kurubakliyat, koyu yeşil yapraklı sebzeler, ceviz-fındık-badem grubu kalsiyum açısından zengindir. Günlük beslenme planınıza dikkat edip çeşitlendirilmiş bitkisel beslenerek ve son olarak yukarıdaki önerilere uyarak ihtiyacınız olan kalsiyumu rahatlıkla alırsınız.

Şiddetsiz tavsiye edilen bir diğer yazı:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/hayvansal-sutlerin-insan-sagligina-etkileri/

Günlük vegan beslenme planı için:

http://vegandiyetisyen.com/haberler/gunluk-vegan-beslenme-plani-nasil-yapilmalidir

Bitkisel süt yapmak hayvansal sütten daha faydalıdır. Alerjiniz olmayan bitkisel gıdalardan çeşitli sütler yapabilirsiniz.

Bitkisel süt tarifi için: http://vegandiyetisyen.com/haberler/probiyotikli-findik-sutlu-sifali-karisim/

Kaynaklar:

(1) Curtiss D Hunt, Luann K Johnson,Calcium requirements: new estimations for men and women by cross-sectional statistical analyses of calcium balance data from metabolic studies, Am J Clin Nutr. 2007 Oct;86(4):1054-63.

(2) Micheelsonn K, Milk intake and risk of mortality and fractures in women and men:cohort studies, BMJ 2014, 349:g6015.

NOT: Öneriler, kişisel değildir. Bu yazı kalsiyum hakkında genel fikir vermesi amacıyla yazılmıştır.